Göç Politikaları

Hürriyet Partisi, memleketin en mühim ve acil problemlerinin başında gelen göç sorununa ilişkin çözüm ve politika önerilerini; Türk ulusunun çıkarlarını ve insan haklarını gözeterek, gerçekçi ve uygulanabilir bir düzlemde hazırlamıştır.

Hürriyet Partisi için vatandaşlarımızın güvenliği, huzuru ve memleketin dirliği esastır. Bununla birlikte özellikle son 13 yılda Türkiye’nin kapasitesinin oldukça üzerinde göçmene kapılarını açmasının çift taraflı olarak yarattığı problemler ivedi ve en insani şekilde çözülmelidir. Hürriyet Partisinin stratejisi, göçmenlerin güvenli bir şekilde ülkelerine geri gönderilmesi kapsamında uzun vadeli çözümleri  hayata geçirmektir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten hükümetlerin basiretsiz politikaları, bugün yaşamakta olduğumuz ekonomik ve politik birçok problemle ve aynı zamanda 2016 yılında kabul edilen Geri Kabul Anlaşması ile doğrudan ilintilidir.

Söz konusu anlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti’nin geçici koruma altındaki yabancılara ilişkin manevra kabiliyeti daraltılmıştır. Türkiye’nin taşımakta olduğu sorumluluğa karşılık, anlaşma koşullarında sözü edilen “vize muafiyeti” de Türk vatandaşlarına sağlanmamaktadır.

Bugün bahsi geçen anlaşma, yalnızca Türk vatandaşlarının omuzlarında maddi ve manevi bir yük olarak varlığını sürdürmektedir. Bu yük, 100 yıl evvel omuzlarımıza yüklenmeye çalışılan Sevr koşullarına oldukça benzemektedir. Tıpkı 100 yıl öncesi gibi bugün de Türkiye Cumhuriyeti’nin manevra alanı bilinçli olarak kısıtlanmakta ve beraberinde uluslararası alanda iradesini özgürce ortaya koyma kabiliyetini engellemektedir.

Göçmenlere ilişkin problemler; ekonomik, hukukî, sosyal ve kültürel politikalar kapsamında bütüncül ve geniş bir perspektifte ele alınmıştır. Hürriyet Partisi; Türk ulusunun refah ve güven içerisinde yaşadığı, göçmenlerin güvenli şekilde evlerine döndüğü, yasadışı göçe geçit vermeyerek sınırlarını korumaktan imtina etmeyen bir Türkiye tasavvur etmektedir.

Hürriyet Partisi olarak, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında Türk ulusunun huzur ve güven içerisinde yaşadığı, komşu ülkelerde yaşanan sorunlara çözüm üretilirken ulusal çıkarlardan feragat edilmediği, vatanın ve ulusun bekasının öncelendiği bir Türkiye var etme gayesindeyiz.

Sınır Güvenliği

Kaçak göçmen probleminin önünü kesmek ve problemin oluşmasını engellemek için öncelikle gözetilmesi gereken husus, sınır güvenliğimizdir. Sınırlarımızın güvenliği hiçbir hâl ve koşul altında geri plana atılamaz öneme sahiptir. Buna rağmen son yıllarda Türkiye’de sınırlar tamamen delik deşik edilmiş, mevcut hükümet elinde oyuncak haline getirilmiştir. Hürriyet Partisi; devletin esas görevi olan sınır güvenliğini sağlama hususunda Türk ulusundan aldığı politik gücü kullanmaktan geri durmayacaktır.

  • Açık kapı politikasına derhal son verilecek, sınır güvenliğini ve asayişi önceleyen politikalardan taviz verilmeyecektir.
  • Türkiye- İran sınırındaki duvar tamamlanacak, teknolojik imkanların seferber edilmesiyle de söz konusu duvarın etkinliği artırılacaktır.
  • İnsan kaçakçılığı suçlarıyla mücadele, adli yargı içinde ayrı birimlere bölünecektir. Bu bağlamda özel savcılık birimleri, ihtisas mahkemeleri ve bu alana yönelmiş adli kolluk ihdas edilecektir.
  • Sınır güvenliğinin birbirinden farklı kurumlar tarafından yürütülmesi ve bu kurumlar arasındaki koordinasyon sorunu, ortak bir yapı kurularak ortadan kaldırılacaktır. Böylelikle sınırların güvenliği, tek bir merkezden koordine edilecektir.
  • Doğudan gelen göç ile ilgili İran başta olmak üzere bölge ülkeleriyle geri kabul anlaşması imzalanması hedeflenecektir.

Geçici Koruma ve Geri Gönderme

2011 yılından bu yana süregelen Suriye İç Savaşı, bölgesel ve küresel olmak üzere çeşitli etki ve sonuçlar doğurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti, Suriye ile uzun bir sınırı paylaşıyor olduğundan, doğal olarak bu savaştan doğrudan etkilenmiştir. Öte yandan Türkiye, bölgede önemli bir uluslararası aktör de olduğundan; bu iç savaşın yarattığı mülteci sorununu, ekonomik ve demografik imkanlarını sonuna kadar zorlayarak çözmeye çalışmıştır.

Gelinen noktada geçici koruma statüsü sağlanan yabancılar; Türkiye’nin kamu harcamalarında büyük bir gider kalemi oluşturmakta, demografik yapıya uyum gösterememekte ve sınırlarımız içinde çeşitli huzursuzluk ve güvenlik problemlerine sebep olmaktadır.

Bu bağlamda temel önceliğimiz geçici koruma statüsündekileri güvenliği ve dirliği sağlanmış anavatanlarına gönüllü bir şekilde göndermektir. Bu süreçte Türkiye’nin uluslararası iş birliklerinde arabulucu rolünü üstlenmesi sağlanacak, böylelikle hem Türk ulusunun hem de geçici koruma altındaki yabancıların refahı ve güvenliği en üst düzeyde gözetilecektir.

  • Avrupa Birliği ile yapılan Geri Kabul Anlaşması derhal sona erdirilecektir.
  • Geçici koruma statüsü altında bulunan yabancıların tamamı kayıt altına alınarak verilen hizmetlere ilişkin veriler doğru şekilde tutulacaktır. Suriyeli nüfusunun geri gönderilene kadar etkin şekilde yönetilmesi için gerekli veri altyapısı oluşturulacaktır.
  • Suriyelilerin geri gönderilmesinde ekonomik süreçler dikkate alınarak aşamalı bir plan oluşturulacaktır. Gerekli hazırlıklar yapılarak geri gönderme süreciyle beraber geçici koruma statüsü tümden kaldırılacaktır.
  • Geri gönderme aşamasındaki hız ve verimlilik, idari yargıya yapılan başvuruların hızlı, adil ve etkin sonuçlanmasıyla mümkün olacağından, bu doğrultuda ihtisas mahkemeleri kurulacaktır.
  • Geri dönüş için imkanlar sağlandıktan sonra, geri dönmeyen kişilerin gönderilebilmesi için Türkiye’de kalma şartları ağırlaştırılacak, ücretsiz hizmetler sonlandırılacaktır.
  • Vatandaşlık verilen kişilerin vatandaşlıkları geriye dönük kontrol edilecektir. Geçici koruma statüsündeki yabancılara hukuka aykırı olarak verilen vatandaşlıkların tümü iptal edilecektir.
  • Hürriyet Partisi iktidarında, ev alımına karşılık vatandaşlık verilmesi uygulaması tümden kaldırılacak; bu şekilde verilen vatandaşlıklar, geriye dönük olarak iptal edilecektir.
  • Sınır dışı işlemleri, ailesi burada olmayan genç erkekler ve suç kaydı bulunan şahıslar önceliklendirilerek yapılacaktır. Bu hususta iş gücüne aktif katılım gibi yan kriterler gözetilmeyecek; gerektiği takdirde politikalar sertleştirilecektir.
  • Suriyeli nüfusun demografiyi ve asayişi yoğun bir biçimde etkilediği Hatay, Kilis gibi il ve bölgelerdeki yabancıların sayısı azaltılacaktır. Bu uğurda söz konusu illerdeki nüfus yoğunluğu, bölgesel kalkınma planları aracılığıyla yerleşime teşvik edilecek Türk vatandaşları ve Suriyeli nüfusun geri dönüş süreci ile kademeli olarak azaltılacaktır.
  • Cenevre Sözleşmesi’ndeki “mülteci sıfatını ortadan kaldıran durumlar” kıyasen uygulanacak; bayram veya benzeri gerekçelerle ülkesine dönenler, Türkiye’ye tekrar giriş yapamayacaktır.
  • Geçici Koruma Yönetmeliği’ndeki hükümler tavizsiz uygulanarak ülke sınırları içerisindeki sığınmacıların detaylı takibi yapılacaktır.
  • Göç İdaresi Başkanlığı geriye dönük olarak denetlenecek, görev ihmalleri tespit edilecektir.
  • Geri gönderme merkezlerinin nitelikleri artırılıp hukuk alanında tecrübe sahibi personel istihdam edilecek ve mevcut personele zorunlu hukuk eğitimi verilecektir.
  • Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komitesi ile yapılacak iş birliği kapsamında, Türkiye’deki mültecilerin geri dönüşe dair tutumlarını içeren rapor hazırlanacaktır.
  • Avrupa Birliği ile yapılan anlaşmalardaki usulsüzlükler tespit edilecektir ve ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulacaktır.
  •  Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için Avrupa Birliği ile müzakereler yürütülecektir.

Kaçak Göçmenler

Türkiye’nin kaçak göçmenler için bir cazibe merkezi olması Avrupa Birliği ile imzalanan Geri Kabul Anlaşması ile doğrudan ilgilidir. 2016 öncesi Türkiye, kaçak göçmenler için bir transit geçiş noktası iken bugün Avrupa sınırından geçerken yakalanan kaçak göçmenler Türkiye’ye iade edilmektedir. İlaveten geri gönderme süreçlerinin bütün maddi ve hukuki yükü de Türkiye Cumhuriyeti’ne yükletilmektedir.

Kaçak göçmenlerin hiçbir hukuki kaydının bulunmaması, takiplerinin yapılmaması gibi olgular yasadışı işgücüne katılımlarda artışa sebep olarak kayıt dışı işgücünü büyütmektedir. Bununla beraber bu kayıtsızlıktan doğan güvenlik zafiyeti ve ihmaller de ülkemizde sıkça vuku bulmaktadır.

Hürriyet Partisi, sahip olduğu duruş itibariyle kaçak göçe hiçbir surette müsaade etmeyecektir. Hürriyet Partisi iktidarında, kaçak göçmenler her halükarda ülkelerine geri gönderilecektir. Kaçak göçmenlerin herhangi bir suç ya da usulsüzlük  ile ilişkileri tespit edildiği takdirde buradan doğan zararların tazmin edilmesi sağlanacak ve bu şahıslar ya kendi ülkelerine iade edilecek ya da üçüncül ülkelere gönderilmesi sağlanacaktır.

  • Türkiye Cumhuriyeti, mevcut iktidarın politikaları sebebiyle ucuz işgücü piyasasının yoğunlaştığı üçüncü dünya ülkeleri haline getirilmiştir. Hürriyet Partisi ekonomi politikaları kapsamında 10 yıllık ekonomi kalkınma planları yaratacak, Türkiye’nin katma değerli ürün ihracatını üst sıralara taşıyarak ekonomik havuzu rahatlatacağız. Böylelikle Türkiye, ucuz işgücü için cazibe merkezi olmaktan çıkarılacaktır.
  • Kayıt dışı ekonomiye tâbi olup vergisini ödemeyen kaçak göçmenlerin, varsa ivedilikle işletmelerinin mühürlenmesi ve kaçak göçmenin yüksek para cezasına çarptırılması gibi yöntemler benimsenecektir. Bahse konu işletmenin açılışında aracı olarak tespit edilen Türk vatandaşları da cezai yaptırıma tabi tutulacaktır.
  • Kaçak göçmenlerin Türkiye’ye girdiği andan itibaren elde edilmiş görüntü kayıtları geriye dönük olarak taranacak, takip kolaylaştırıcı verileri sisteme işlenecektir. Böylelikle, ilgili kişinin olası bir suç ile ilişkisi varsa Türkiye Cumhuriyeti ceza kanunlarınca yargılanması sağlanacaktır. Suç ile ilişiği bulunmayan kişilerin ise ülkelerine iade süreçleri başlatılacaktır.
  • Yerel yönetimlere ve idari birimlere bölgelerini düzenli olarak nüfus kontrolünden geçirmesi için yasal zorunluluk getirilecek ve bu yönde teşvik uygulamaları yapılacaktır.
  • Geri Kabul Anlaşması’ndan ivedilikle geri dönülerek, Türkiye’nin tekrar transit göç noktası haline getirilmesi hedeflenecektir. Böylelikle Avrupa’ya kaçmaya çalışıp yakalanan göçmenler, Türkiye Cumhuriyeti altında barınamayacak ve AB üye ülkeleri, Türkiye’yi üçüncül ülke olarak değerlendiremeyecektir.
  • Yasadışı çalışan ve Türk vatandaşlarının istihdamında sorun yaratan göçmenlerin önüne geçmek için sıkı denetim mekanizmaları oluşturulacak, sigortasız göçmen çalıştıran işverenlere caydırıcı cezalar uygulanacaktır.
  • Mevcutta ülkemizde çalışmakta olan, sosyal ve kültürel yapıya ilişkin bir soruna sebebiyet vermeyen, kayıtlı biçimde Türkiye Cumhuriyeti’nde çalışmalarında bir mahzur bulunmayan Türk soylu yabancıların vize süreleri, kısa vadeli olarak tayin edilmektedir. Bu durumdan doğan kaçak göçü engellemek adına, “2527 sayılı Türk Soylu Yabancıların Türkiye’de Meslek ve Sanatlarını Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu, Özel Kuruluş veya İşyerlerinde Çalıştırılabilmelerine İlişkin Kanun”, güncel sorunlara daha pratik çözümler sunar şekilde yeniden düzenlenecektir. Böylece Türkî Cumhuriyetlerden geri dönmemek yolu ile yapılan kaçak göç sona erdirilecektir.
  • Kaçak göç alınan ülkeler ile doğrudan ve asgari standartlar içeren anlaşmalar yapmak suretiyle, geri göndermenin önü açılacaktır.
  • “Soft power” adı altında niteliksiz yabancı öğrenci alma politikası derhal sonlandırılacaktır. Katma değer katabilirlik, yüksek niteliğe sahip olma, ihtisas sahibi olma gibi kriterler; yabancı öğrencilerin ülkemize gelmesinde ön koşul olarak kabul edilecektir. Her eğitim kurumunun yabancı öğrenci almasına müsaade edilmeyecek, sadece nitelikli okulların belirli bir kontenjan dahilinde; araştırma, bilgiyi işleme, ARGE vb. süreçlerde çalışmaların yapılması için yabancı öğrenci kabulüne izin verilecektir.
  • Kaçak göçmenlerin ekonomik motivasyonlarını engellemek için sorunu kaynağında çözmek hedeflenecektir. Afganistan gibi Türkiye’ye en çok kaçak göçmen gönderen ülkelere karşı; AB ile iş birliği içerisinde ortak fon oluşturulacak, çeşitli ekonomik yatırımlarla buradan doğan kaçak göç sorunu doğmadan çözümlenecektir.

İç Güvenlik

Devletin vatandaşlara karşı en büyük yükümlülüğü, huzur ve güven içinde bir yaşamı ve ortamı tesis etmektir. Hürriyet Partisi, bu ortamı sağlamayı kamu hizmetinin ve devlet aygıtının temel önceliği olarak görmektedir.

İç güvenliğin tesisi için hazırlanan politikalar kapsamında, güvenliği tehdit edici hiçbir iç ve dış unsura izin ve geçit verilmeyecektir. Bu tehditkar unsurlarla, eldeki bütün yöntem ve imkanlarla mücadele edilecektir. Diğer taraftan mevcut imkanların yetersiz kaldığı bir ortam oluşursa da yeni enstrümanlar, bizzat Hürriyet Partisi tarafından yaratılacaktır.

Bu kapsamda göç politikalarımızın iç güvenlik ile ilişkisini şu bağlamlarda değerlendirmek gerekmektedir:

  • Türkiye’de yaşayan yabancılara verilecek idari para cezalarının tebliği, takibi ve tahsiline ilişkin mevzuat yeniden düzenlenecektir.
  • Kişinin sınır dışı edilemediği durumlarda, illegal faaliyetlerde bulunduğu tespit olunan ve/veya kesinleşmiş cezası bulunan yabancıların Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ticari faaliyette bulunmaları ömür boyu engellenecektir.
  • Yasadışı faaliyetlerde bulunan yabancılara yönelik yapılacak operasyonlar kapsamında görevini yerine getirmeyen personellere uygulanacak denetleme ve cezalandırma mekanizmalarının sıklığı ve niteliği arttırılacaktır.
  • Göçmenlerce oluşturulan yasa dışı gruplara ve suç örgütlerine karşı göçmenlerin yoğun yaşadığı semt ve mahallelerde emniyet güçlerince düzenli aralıklarla sıkı denetim yapılacaktır. Bölgede ikamet eden göçmenlerin menfaati de gözetilecek, güvenliğin ve huzurun tesisi açısından kolluk kuvvetleri aktif rol alacaktır.
  • Hükümetin göçmenlere sağladığı ayrıcalıklı uygulamalara ilişkin veri kayıplarının üzerinde durulacaktır. Böylelikle Türk vatandaşlarının cebinden çıkan gider kalemlerinin ne ölçüde göçmenlerin ihtiyaçları doğrultusunda harcandığına ilişkin kamu kurumları şeffaf hareket etmeye yönlendirilecektir.
  • Emniyet birimleri, göç idareleri ve hastanelerden özellikle kriminal kayıtlar alınarak anılan kayıtlar kamusal veriler olarak işlenecektir.
  • Özellikle kısa vadede mensubu oldukları ülkeye iade edilemeyen geçici koruma altındaki yabancıların, ülkemizde bulundukları süre zarfında yerel halk ile sağlıklı iletişim kurabilmeleri ve yaşantılarını azami düzeyde refah içerisinde sürdürebilmeleri sağlanacaktır. Bu bağlamda MEB tarafından kurslar ve eğitim programları düzenlenecek; bu sayede bölgedeki yabancılara Türkiye Cumhuriyeti’ne ait örf, adet, gelenek, gündelik yaşam gibi hususların öğretilmesi ve bu yönde pratik kazandırılması hedeflenecektir. Söz konusu eğitimler kademeli olarak zorunlu kılınacaktır.
  • Geçici koruma statüsünde olsa dahi TCK kapsamında herhangi bir suç işleyen yabancının, Cenevre Sözleşmesi kapsamında, cezalandırma prosedürleri gerçekleştirildikten sonra ivedilikle sınır dışı edilmesi sağlanacaktır.
  • Mültecilere ve geçici koruma statüsü altındakilere verilen hiçbir destek nakit olarak gerçekleştirilmeyecektir. Bu destekler, yalnızca harcamanın kontrol ve denetimini mümkün kılan kartlar vasıtasıyla sağlanacaktır; belirlenen alanlar dışında da bu kartlar faaliyet göstermeyecektir.
  • Kamu kuruluşlarından hizmet almak isteyen göçmenler kayıt zorunluluğuna tabi olacak, herkesin parmak izi/retina taraması veri tabanına işlenecektir.
Hürriyet'e Katıl