Ekonomi Politikaları
Türkiye, temel dinamiklerindeki arızalardan ötürü, uzun vadeli refaha kavuşamamaktadır. Daha teknik bir ifadeyle, Türkiye ekonomisine dair uzun dönemli hemen hemen tüm çalışmalarda göze çarpan sorun, “toplam faktör verimliliği” denen parametrenin arzu edilen seviyelerde olmamasıdır. Bu verimsizlik, yani “aynı miktar girdi ile daha az çıktı üretiyor olma” hâli; Türkiye’deki işletmelerin dünyadaki rakiplerinin gerisinde kalmasına, cari açığın artmasına; dolayısıyla vatandaşların çok çalışmasına rağmen az kazanmasına, kazandığının değersiz kalmasına ve ekonomik refahlarını artıramamalarına neden olmaktadır.
Biraz daha derinlemesine bakıldığında, Türkiye’de verimi artıracak “teşviklerin” yetersizliği fark edilmektedir. Burada teşvik ile yalın parasal destek ve sübvansiyon değil, insanları ve işletmeleri verime yönlendirecek etkenlerin sınırlı olması kast edilmektedir. Hâlbuki devletin iktisadi yaklaşımı, “zahmetsiz kazanç” yollarını önceliklendirmek olamaz. Aksi hâlde Türkiye’de birçok sanayicinin inşaat yatırımlarına kaynak ayırması gibi absürt durumlar oluşması kaçınılmazdır. Zira ekonomik aktörler, uzun vadeli ve gerçekçi yatırımlarda bulunmak yerine, kısa vadeli getiriyi tercih edecektir. Hâliyle Türkiye’de rantın ve fırsatçılığın geleceği mahvetmesinin önüne geçmek, söz gelimi işletmelerin Ar-Ge ve inovasyonu önceliklendirmesini sağlamak; devletin genel yaklaşımının, burada tarif edilen anlamda teşvik edici olmasından geçer.
Peki uzun vadede ekonomiyi bitireceği bilinmesine rağmen, iktidarlar ülkeyi niçin bu kısır döngüden çıkarmayı tercih etmezler? Hatta bu soru yalnız iktidarlar için değil, yerine gelecek müstakbel ve potansiyel iktidarlar, yani muhalifler için de sorulabilir. Bu sorunun cevabı; ülkede çok uzun yıllardır siyasetçilerin kendilerine yakın sermaye gruplarına rant dağıtması, vakti geldiğinde de onlardan siyasi masraflarına destek vermelerini talep etmesi, siyasetin finansmanını bu şekilde sağlaması ve bu vakıanın, siyasetin ve ekonominin normali haline getirilmesidir. Halkın alenen zararına olmasına rağmen, en popülist siyasetçiler için dahi bu alışkanlık, adeta bir hastalık hâlinde tüm ülkeyi sarmıştır.
Hürriyet Partisi, en başta çalışan kesimlerin olmak üzere tüm vatandaşların fayda sağlayacağı sürdürülebilir bir büyüme ve kalkınmayı ekonomi politikasının temeline alır. Bu bağlamda Hürriyet Partisi;
- İşleyen, kurallı bir serbest piyasa ekonomisinden yanadır.
- Devletin ekonomideki rolünü düzenleyici ve denetleyici bir seviyede görür, kural olarak devletin bir piyasa aktörü olmaması gerektiğini savunur.
- Rekabetin kurallı bir serbest piyasa ekonomisinin temeli olduğunu, tekellerin ve rekabeti bozucu faaliyetlerin engellenmesinin hayati olduğunu teyit eder.
- Çalışanların ekonomik büyümeden alacakları payın yükseltilmesi için çalışır.
- Teknolojik gelişimin ve yenilikçi ekonomik faaliyetlerin, kalkınmanın en temel unsuru olduğunu savunur.
Hürriyet Partisi toplum için azami faydayı üretecek ekonomi politikalarını toplumun gündemine sokacaktır. Bu politikaların, Hürriyet Partisi henüz muhalefetteyken hayata geçmesi için iletişim ve kamuoyu yaratma çalışmaları yürütülecek, vatandaşın dert ve ızdırapları gündeme getirilecek; nihayet Hürriyet Partisinin iktidar olmasının ardından, bu politikalar bizzat tarafımızca hayata geçirilecektir.
Bu süreçte Hürriyet Partisinin ana stratejik hedefleri şunlar olacaktır:
- Gelir ve servet eşitsizliklerinin azaltılması.
- Ekonomi oyun sahasının tüm oyuncular için adil rekabet şartlarına kavuşturulması.
- İnsanların refahını artıracak üretim alanlarının ve biçimlerinin teşvik edilmesi.
- Gelecek nesillere yaşanabilir bir hayat bırakmak için sürdürülebilir bir ekolojik politika setinin oluşturulması.
Bu doğrultuda Hürriyet Partisinin çözüm önerileri şu başlıklarda incelenebilir:
Kamu Gelirleri
Kamu gelirleri büyük oranda vatandaştan toplanan vergilerden oluşmaktadır. Türkiye’de vergi toplama sürecindeki temel sorun ise vergilerin hakkaniyetli biçimde kişilerin gelir ve servetleri oranında toplanamıyor olmasıdır. Türkiye’de, OECD ortalamalarına göre daha yüksek dolaylı vergi, daha düşük doğrudan vergi toplanmaktadır. Hürriyet Partisi bunu değiştirecektir.
Hürriyet Partisinin vergi gelirlerine dair temel önceliği, kamu gelirinin ana kaynağını, vatandaştan “zenginliği nispetinde” alınacak doğrudan vergilerin oluşturması; hemen her temel ihtiyaçtan alınan dolaylı vergilerin, kademeli olarak azaltılmasıdır.
Bu yönde Hürriyet Partisi iktidarında yapılacaklar şunlardır:
- KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerde, vergilendirme oranları ürün grubuna göre belirlenecektir. Vatandaşın sırtındaki vergi yükünü azaltmak için gıda, iletişim, hijyen malzemeleri gibi temel ihtiyaç kalemlerindeki vergi oranları düşürülecektir.
- Ücretli çalışanların aleyhine olacak şekilde uzun süredir düşük tutulan gelir vergisi dilimleri tekrar düzenlenecektir.
- Asgari ücret üzerinden gelir vergisi alınmayacaktır.
- Vergi affı uygulamalarına son verilecektir.
- Servet vergileri artırılacak ve kamu gelirlerindeki payı yükseltilecektir.
- Veraset ve intikal vergisi oranları, intikal eden mirasın büyüklüğüne oranlı olarak kademeli olarak artırılacaktır.
- Emlak vergisi sistemi, kişilerin sahip oldukları konut sayısına göre artan oranlı vergilendirildikleri bir çerçevede değiştirilecektir. Öte yandan, boş tutulan konutlar için ilave vergilendirme yapılarak, daha geniş bir kümenin konut sahibi olması için alan yaratılacaktır.
- Taşınmazların imar değişiklikleriyle elde ettikleri değer artışları, vergi adaletinin sağlanması amacıyla vergilendirilecektir.
- Trafik cezalarında araç kasko bedeline göre oranlama yapılacaktır.
Vergilerin dağılımı kadar önemli bir diğer konu da devletin vergi toplamadaki etkinliğidir. Bu etkinliğin artırılması için yasal düzenlemeler gerçekleştirilecek, vergi kaçırma ve vergiden kaçınmaya karşı önlemler alınacak, vergi denetiminin daha sağlıklı yürütülmesini sağlayacak kurumsal değişiklikler yapılacaktır.
Bu çerçevede Hürriyet Partisi iktidarında yapılacaklar şunlardır:
- Vergi kanunları sadeleştirilecek, vergi kalemleri ve istisnalar azaltılacak, karmaşıklıklar giderilecek ve azami fayda gözetilerek tekrardan yapılandırılacaktır.
- Gelir İdaresi Başkanlığı’nın özerkliği kuvvetlendirilecek, vergi denetim elemanlarının sayısı artırılacak ve daha kalifiye olmaları sağlanacaktır.
- Yargı organını, dolayısıyla vergi mahkemelerini, yürütme organından ve siyasetten bağımsız hale getirecek reformlar yapılacaktır. Vergi kaçırma ve rüşvet karşılığında vergi usulsüzlüklerine zemin hazırlama gibi hususlarda caydırıcılığı artıracak şekilde yüksek cezalar uygulanacaktır.
- Vergi hukukundaki uzlaşma müessesesi tümden kaldırılacaktır.
- Kayıt dışı ekonomi ile mücadele edilecek, bu noktada ekonomide dijitalleştirmeye ve bu bağlamda şeffaflığa ağırlık verilecektir.
- Vergi müfettişlerinin yetkilerini ve etkinliklerini artıran, vatandaşların ve tüzel kişilerin finansal hareketlerinin ve mal varlığı değişimlerinin takip edilebildiği, bu hususlarda gerekçe sormaya elverişli bir “nereden buldun yasası” çıkartılacaktır.
- Vergi kaçakçılığıyla mücadele kapsamında vatandaşların ihbarda bulunabileceği bir ihbar hattı oluşturulacaktır.
- Ülkeler arasındaki vergi rekabetinin azaltılması amacıyla vergi kaçırma/vergiden kaçınmaya karşı uluslararası yaptırımlar oluşturulması için diplomasi yürütülecektir.
- Denetimleri daha etkin kılmak için memurlara alanlarında uzmanlaşmalarını sağlayacak eğitimler verilecektir. Denetim memurlarının özlük hakları ve hayat standartlarında iyileştirmeler yapılacaktır. Söz konusu kurumlar, Türkiye’nin genç yeteneklerinin istihdamı için cazibe merkezi haline getirilecektir.
- Vergi denetimlerinde usulsüzlükleri önlemek için denetimlerde dijitalleşmeye öncelik verilecektir. Bunun için gerekli teknolojik yatırımlar yapılacaktır. Vergi denetimleri sektörel bazda yürütülecektir.
- Vatandaşa vergi bilincinin kazandırılması adına, fiyat etiketlerinde ürünlerin vergilendirilmiş ve vergilendirilmemiş fiyatlarının yazması zorunlu hale getirilecektir.
- Kamu harcamalarında tümüyle şeffaflık sağlanarak vatandaşların vergi ödeme konusundaki gönüllülüğü artırılacaktır.
Kamu Harcamaları
Kamu harcamalarının vatandaşlar tarafından denetlenmesi, modern demokrasilerin çıkış noktasıdır. Mevcut iktidarın kamu harcamaları üzerinde keyfî tutum alma arzusu sebebiyle Türkiye’de demokrasi gerilemektedir. Siyasetin finansmanında kamu kaynaklarının yağmalanması ne yazık ki olağan hâle gelmiş, normal kabul edilir olmuştur.
Hürriyet Partisi bu israf ve yağma düzenine kesin bir son verecektir. Halkın kendisinden alınan vergilerin hangi işler için harcanacağı konusunda söz sahibi olmadığı, hatta hangi işlere harcandığına dair malumat sahibi dahi olamadığı yerde ne modern bir devletin ne de cumhuriyetin varlığından bahsedilebilir. Böyle bir memlekette olsa olsa tiranlıktan bahsedilebilir. Türkiye’nin yeniden kurumsal ve demokratik bir devlet olma yolundaki ilk adımlarından biri, kamu harcamalarında şeffaflığın sağlanması olmak zorundadır.
Hürriyet Partisi iktidarında kamu harcamaları mümkün olan azami şeffaflıkla tüm vatandaşların denetimine açılacak ve tüm bütçe süreçleri yine katılımcı bir anlayışla yönetilecektir. Bu sayede kamuda verimlilik sağlanacak ve vatandaşın emeğinden alınan pay heba edilmeyecektir. Alınacak tedbir ve kararlaştırılacak denetim yöntemleri, Türkiye’de siyasi örgütlerin kamu kaynaklarıyla finanse edilmesi olgusunu tümüyle ortadan kaldıracaktır. Kamu harcamalarının en verimli şekilde kullanılması, oluşturacağı çarpan etkisiyle ülke ekonomisinin kalkınmasında da kilit bir rol oynayacaktır.
Bu strateji gereğince Hürriyet Partisi iktidarında yapılacaklar şunlardır:
- Kamu harcamaları ve bütçe süreçleri şeffaf hale getirilecek, vatandaşların bilgiye kolayca erişimi sağlanacaktır. Tüm harcamalar, kalem kalem en ince ayrıntısına kadar internet üzerinden açık veri formatında yayımlanacaktır.
- Kamu ihalelerinin tamamının ilana çıkılmasının zorunlu olduğu ortak bir platform kurulacaktır. İhaleyi veren kurum, başvuran işletmenin şartnameye uygunluğunu reddettiğinde gerekçeli reddini bu platformda yayınlamak zorunda olacak ve bu gerekçeli ret, hem kamuoyu denetimine hem de yargı üzerinden itiraz sürecine açık olacak ve haksız ret ihtimalleri tazminata konu olacaktır.
- Partilere merkezî bütçeden aktarılan ödeneğin harcanma süreci daha titizlikle denetlenecektir. Bu harcamalar da açık veri olarak herkesin denetimine sunulacaktır.
- Bütçe Dışı Fonlar, TVF de dahil olmak üzere lağvedilecektir. Bu fonlar, faaliyet gösterdikleri alanlara göre bakanlıklara veya bütçesi mecliste görüşülen diğer kamu kurumlarına devredilecektir. Bu şekilde vatandaşların kamu bütçesinin tümüne dair söz hakkına sahip olması temin edilecektir.
- Sosyal güvenlik, eğitim ve sağlık harcamalarının GSYİH’e oranları, OECD ülkelerinin ortalamasının üzerine çıkarılacaktır.
- Yoksulluğu azaltmak için sosyal yardım programları ve gelir desteği mekanizmaları güçlendirilecektir.
- Eğitim düzeyleri önceliklendirilip belirlenen önceliğe yönelik bütçe ayrılacaktır. Eğitim altyapısının geliştirilmesine daha fazla kaynak ayrılacak ve eğitimde fırsat eşitliği sağlanacaktır. Ders saatleri azaltılarak sınıf mevcutları düşürülüp eğitim fakültelerinin en az yarısı kapatılacaktır.
- Ar-Ge yatırımları, milli gelirin %3-4’ü seviyelerine çıkarılarak teknoloji ve yenilikçilik desteklenecektir. Yapay zekâ ve diğer ileri teknolojilerin kamu hizmetlerinde kullanılmasına yönelik pilot projeler geliştirilecektir. Kamu destekli Ar-Ge projelerinden üretilecek patentlerde kamunun da ortaklığı olacak ve buradan elde edilecek gelir, inovasyon döngüsünün sürekliliği için kullanılacaktır.
- Stratejik sektörlerde yerli üretimi desteklemek için kamu harcamaları açık rekabet ortamı sağlanması koşulu ile artırılacak; özellikle yeşil dönüşüm, tarım, enerji ve savunma gibi alanlarda yerli üretim teşvikleri, kamu alımları yoluyla desteklenecektir.
- Kamu borçlanmasında makroekonomik istikrar ve düşük maliyetli finansman hedeflenecek, uzun vadeli borçlanma stratejileri geliştirilecek, borçlara yönelik yeniden yapılandırmalar gözetilerek faiz yükü azaltılacaktır.
- Kamuda verimsiz/gereksiz kadro şişkinliği alanları tespit edilip bu kişilerin ihtiyaç duyulan farklı alanlara ataması kanunlar çerçevesinde yapılacaktır.
- Devlet dairelerindeki kamu hizmetinin, hizmet alan vatandaşlar tarafından puanlanacağı ve bu puanlamaya göre kurumların/çalışanların performans primi almaya hak kazanabileceği bir değerlendirme sistemi oluşturulacaktır.
- Devletin vermesi zorunlu olan hizmetleri veren bakanlıkların ve bunların yakın çalıştığı meslek gruplarının da katılımı ile ilgili alanlardaki verimsizliğe ilişkin çalışmalar yapılacaktır.
- Yerel veya ulusal ölçekte büyük çaplı etki ve maliyet doğuracak projelerin tüm süreçleri halkın denetimine açık olacaktır. Halkın onay vermediği hiçbir proje hayata geçirilmeyecek olup, geçirileceği zaman da ihalesinden itibaren tüm aşamalar canlı olarak halkın gözetimine açılacaktır.
- Kamu Özel İş Birlikleri’nin tamamı tek tek incelenecek, hangisinde ne kadar kamu zararı oluştuğu tespit edilecek ve bu doğrultuda kamuyu zarara uğratıp aşırı kazançlar elde etmiş olanların kazançları tahsil edilecek, hazine ödemeleri kesilecek, hukuki süreç başlatılarak kamuya devirleri sağlanacaktır
Enflasyon - Fiyat İstikrarı
Enflasyon, tüm medeni dünyanın çözdüğü ancak Türkiye’nin 40 yılı aşkın bir zamandır çözemediği Türk ekonomisinin en önemli sorunlarından biridir. Enflasyon, ekonomideki istikrar ve öngörülebilirliği ortadan kaldırır. Enflasyon toplumların ahlakını bozar; borçlunun borcunu ödememesine, memurların rüşvet almasına, toplumdaki güven ortamının aşınmasına neden olur. Hürriyet Partisi, enflasyonu toplumsal yapının en büyük düşmanlarından biri olarak görmektedir. Siyaset ve büyük sermaye gruplarının içli dışlı yapısı nedeniyle her daim sıradan vatandaşın zaruri gereksinimlerini kısmasını enflasyona çözüm gören cari siyaset anlayışına karşı Hürriyet Partisinin temel ilkesi sıradan vatandaşın yanında olmak olacaktır. Zira akla ziyan enflasyonist politikalar uygulanırken bundan nemalanan hiçbir zaman geniş kesimler olmamaktadır.
Enflasyon sorunu, uzun vadeli bir planlama ve milli bir mutabakatla çözülebilir. Milli mutabakattan maksat; Türkiye’deki siyasi elitin ve hatta toplum kesimlerinin, kronik enflasyon sorununun çözümüne dair yol haritası konusunda uzlaşmasıdır.
Enflasyonla mücadelenin ilk ve en önemli adımı kamudaki verimsizliklerin/yolsuzlukların ortadan kaldırılmasıdır. Kamu gelirleri mevcut düzende iktidar ve çevresindeki çıkar odaklarının doymasına yetmediği gibi üstüne, yapılan kamu borçlanmaları aracılığı ile enflasyon tetiklenmektedir. Bu kamu borçlanmasını azaltmanın birincil yolu, yolsuzlukları imkânsız kılacak şeffaflığı ve denetimi yasal çerçeve ile teminat altına almaktır. Kamu harcamalarında önerdiğimiz politikalar, enflasyonda mücadelede de en önemli silahımız olacaktır. Bununla birlikte enflasyonla mücadele için diğer para politikası ve maliye politikası araçları da gerekecektir.
Bu bağlamda Hürriyet Partisi iktidarında yapılacaklar şunlardır:
- Enflasyonu tek hanelere indirmek ekonomi politikamızın en temel önceliği olacaktır.
- Merkez Bankası’nın ve Para Politikası Kurulu’nun bağımsızlığını temin etmek üzere iki kurumun da kurumsal yapısı değiştirilecektir. TCMB başkanı ve PPK üyeleri genel seçimlerden sonraki ilk yasama dönemi başladığında TBMM üyeleri tarafından seçilecek ve meclisin görev süresi boyunca görevlerini ifa edeceklerdir.
- TÜİK’in yapısı bağımsız hale getirilecek ve verilerin doğruluğu konusunda güven tesis edici düzenlemeler yapılacaktır. TÜİK verilerinin şeffaf bir şekilde kontrol edilebilmesi için tüm sepet verileri, ağırlıkları ve fiyatlarıyla birlikte açık veri olarak yayınlanacaktır. Olası suistimallere yargı yolu açılacaktır.
- Kamu kaynaklı enflasyonun en önemli ayağı olan kamu borçlanması, kamu gelirlerine endekslenecek bir oranla sınırlı tutulacak, bu sınır kanunla güvence altına alınacaktır.
- Kamunun tüm alacakları, borçları ve harcamaları için tek bir yeniden değerleme oranı olacaktır. Memur maaş zammı ne kadar olacaksa asgari ücret artışı da o kadar olacaktır.
- Gıda enflasyonunun azaltılması amacıyla maliyeti düşürücü önlemler alınacak, gıda arzının artırılması ve tedarik zincirlerindeki verimliliğin sağlanması amacıyla gerekli düzenlemeler hayata geçirilecektir. Tarım sübvansiyonlarına ayrılacak bütçe artırılacak, gıda ürünlerinde KDV tekrar %1’e düşürülecek, hayvancılık alanındaki girişimlere uzun vadeli krediler kamu tarafından sağlanacak, çiftçilerin kooperatiflere katılımı teşvik edilecek ve bu kooperatifler üzerinden ulusal ve bölgesel sezonluk mahsul planlamaları yapılacaktır.
- Türkiye’nin üretim kapasitesini artıracak önlemler alınarak enflasyonun arz yönündeki ayağı zayıflatılmaya çalışılacaktır. Üretim kapasitesini artıracak tarım ve sanayi yatırımlarına yönelik teşvikler artırılacak, üretmeden kazanmayı mümkün kılan -rantiyeciliğe imkân veren- alanlar ise caydırıcı önlemlerle daraltılacaktır.
Çalışma Hayatı - İstihdam
Üretimde ve hatta hizmet sektöründe insan emeğine olan bağımlılık, her geçen gün azalmaktadır. Bununla birlikte nihayetinde yapılan bütün sanayi ve hizmet üretimi, insanlar tarafından tüketilmek üzere pazara sunulmaktadır. Teknoloji ile gelen emek verimliliği artışına karşılık bugüne kadar işleyen başlıca çözüm, üretim ve tüketim kapasitesinin durmadan artırılarak yeni istihdam sahalarının oluşturulması olmuştur ki buna kısaca “ekonomik büyüme” denmektedir.
Diğer yandan bu büyümenin hem ekolojik bazda hem de toplumsal ilişkiler bazında var olduğu muhakkak olan “ekolojik sınırını” çoktan görmüş ve bir hayli geçmiş bulunmaktayız. Daha fazla metalaştırma ve sanayi/hizmet üretimi ile insanların istihdamı belli oranlarda hâlen sağlanabilmektedir. Fakat bu yöntemin hem ekolojik maliyetleri hem de ürettiği refaha kıyasla kıymeti, son derece tartışmalıdır.
Bu denklemde yapılması gereken, insanların refahını artıracak ürün ve hizmetlerin sunulmasının teşvik edilmesi ve istihdam olanaklarının da bu alanlara yönlendirilmesidir. Ayrıca burada gözetilecek refah artışı kısa vadeli olmamalı ve gelecek nesillerin dünyasını asla yıkıma uğratmamalıdır. Makinelerin daha az insan iş gücü gerektirecek şekilde üretime dahil olması, “insanların emeğine ihtiyacın azalacağı” endişesiyle değil, bir ümitle karşılanmalıdır. Bu ümit, daha az insan emeği gerekecek yeni dünyada, yeni üretim biçimlerinin nasıl “genelin refahını artırabileceği” sorusunun cevabını bulmaya yönlendirilmelidir.
Bu minvalde Hürriyet Partisi, herkes bir işte çalışıyor gözüksün gibi göstermelik bir istihdam politikasını değil, insanların yaşam standartlarında anlamlı ve sürdürülebilir artış sağlayacak üretim alanlarında istihdamın artırılmasını hedeflemektedir. Bu alanlardaki üretkenliği ve verimliliği artırdıkça, oluşan refahın da eşit bir biçimde dağılımını ve teknoloji ile artan verimliliğin ödülü olarak insanlara daha fazla boş zaman verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Üretimin yönünün tayin edilmesi ve verimlilik artışı ile gelen refahın adil paylaşımının sağlanması için de işletme yönetimlerinin daha katılımcı bir perspektifle yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Karar alma süreçlerine aktif katılımın, yapılan işlerin hakikaten sahiplenilmesi üzerinden verimlilik artışı sağlayacağına; diğer yandan ortak akılla alınacak kararların, işletmeleri daha doğru yöne iteceğine inanıyoruz.
Bu doğrultuda Hürriyet Partisi iktidarında yapılacaklar şunlardır:
- Çalışma saatlerinin dereceli olarak düşürülmesi hedeflenecektir. Büyük Buhran ve dünya savaşlarından sonra, mesai saatlerini ciddi oranlarda düşürerek işsizliği azaltma fikri denenmiş ve sonuç vermiş bir yöntem olarak önümüzde durmaktadır.
- İş üzerinde sürekli eğitim ile çalışanlara yeni kabiliyetler kazandırılmasını sağlayacak kurumlar kurulacak, süreçler oluşturulacak ve gerekli yasal çerçeve çizilecektir.
- Eğitim kurumlarından iş dünyasına geçiş sürecinin daha etkili kılınabilmesi amacıyla düzenli olarak işgücü ihtiyaç analizi yapılması sağlanacaktır. Bu analizler, sektör bazında beceri ve nitelik gereksinimlerini belirlemeye yönelik olacaktır. İhtiyaç analizleri sonucunda, şirketlere gelecekte ihtiyaç duyacakları elemanların eğitim süreçlerini finanse etmelerinin yolu açılacaktır.
- Dijitalleşme süreçlerini hızlandırmak için şirketlere teknoloji yatırımlarında başvurabilecekleri teşvikler verilecek, Ar-Ge yatırımlarının artırılması için özel destek programları oluşturulacaktır.
- Genç girişimciliği teşvik eden destek programları, start-up hibeleri ve kuluçka merkezleri oluşturulacaktır.
- Staj ve çıraklık programlarıyla gençlerin iş dünyasına entegrasyonu sağlanacaktır. Mesleki eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve güncellenmesi ile gençler ihtiyacın daha çok olduğu alanlara yönlendirilecek, özellikle teknoloji, yeşil enerji ve dijital beceriler gibi alanlarda meslek liseleri açılacak ve bu alanların tercih edilmesi için teşvikler sunulacaktır.
- Belirli büyüklükteki şirketlerin mevcut veya eski çalışanları tarafından kamuya açık biçimde değerlendirilmesinin önü açılacaktır. Bu sayede çalışanlar şirketlerin çalışma hayatına bakışına bir karne verebilecek ve şirketler de daha tercih edilebilir bir konumda olmak için çalışanlarına yönelik tutumlarını iyileştirmeye çalışacaktır.
- Çalışanların maaş bilgisi üzerindeki gizlilik kaldırılacaktır. Belirli büyüklükteki şirketler hem mevcut çalışanlarının maaşlarını hem de verdikleri iş ilanlarındaki önerdikleri maaşları şeffaf biçimde paylaşmak zorunda olacaktır. Böylece ücret ve maaş pazarlığındaki çalışan aleyhine bilgi asimetrisi ortadan kalkacaktır.
- Belli sayıda çalışan istihdam eden şirketlerin yönetim kurullarında işçi temsilcisi bulundurulması, buna dair çıkarılacak yasa ile zorunlu kılınacaktır. Böylece hem çalışanların şirket politikasına katılımı hem de alınan kararlar hakkında bilgi sahibi olması sağlanacaktır.
- Çalışanlara hisse edindirme programlarına önemli miktarda vergi teşviki verilecektir. Bu sayede şirketlerin büyümesinde pay alacak olan çalışanların çalışma motivasyonu ve işi sahiplenme duygusu pekişecek, inovatif gelişmelerin önü açılacaktır.
- Kamu iktisadi teşebbüslerinin ve Türkiye Varlık Fonu’na devredilmiş şirketlerin özelleştirme süreçlerinde; kadroların daha liyakatli hâle getirilmesi sağlanacak, ardından da bu şirketlerde çalışanların hisse sahibi olmasına önem verilecektir. Böylece bu işletmeler endüstriyel demokrasinin yaygınlaşması için öncül olacaktır.
- Kıdem tazminatı tavanı kademeli olarak yükseltilecektir.
- Yıllık izin günü sayısı belirlenmesinde iş yeri kıdemi değil, çalışma hayatındaki toplam kıdem dikkate alınacaktır. Kıdemsiz çalışanların izin gün sayılarının artırılmasıyla farklı kıdemler arasındaki izin gün sayısı farkı azaltılacak, bu sayede kıdemli olmanın işgücü piyasasında bir dezavantaja dönüşmemesi sağlanacaktır.
- Kamu çalışanları gibi özel sektör çalışanlarının da başladıkları her işte yıllık izin hakları doğacak, bu hakkın kullanımı için 2 aylık kıdem şartı koşulacaktır.
- Hafta tatili 2 güne çıkarılacaktır.
- Fazla mesai uygulamaları, sıklığı yoğun olan sektörlerden başlamak kaydıyla sıkı takibe alınacaktır. Haftalık çalışma süresine ve fazla mesai ücretlerine kademeli bir düzenleme getirilecektir.
- Çocuklu ailelerin çalışma hayatına aktif katılımının teşvik edilmesi için esnek çalışma saatlerine, babaya verilecek uzun doğum iznine ve çocuklara kreş desteğine yönelik çalışmalar yapılacaktır. Bu sayede çocuklu çalışanların iş-yaşam dengesi gözetilmiş olacağı gibi nüfus artış desteği de yaratılacaktır.
- Çalışanlara mesai saatleri dışında işle ilgili iletişimleri görmezden gelme hakkı veren bir “görmezden gelme hakkı” tanınacaktır.
- Belirli bir hizmet süresinin üzerinde çalışanlar için işin niteliği uygunsa esnek ve uzaktan çalışma seçenekleri yasal hak haline getirilecektir.
- İş yerinde taciz ve zorbalığı önlemek ve önlenemediği hâllerde çözüme varma süreçlerini yürütmek üzere işverenlerin “anonim ihbar” esasına dayalı hususi birimler kurması zorunlu kılınacaktır.
- Hâlihazırda kurulu olan sendikaların örgütlenmelerini kısıtlayan üye sayısı, ilgili iş kolunda faaliyet gösteren işçi sayısı ve ilgili iş kolundaki sendika sınırı gibi koşullar esnetilecektir.
- Sendikal hakların engellenmesi suçu yeniden düzenlenecek, iş yerinde sendikal hakların kullanılmasını ya da tümüyle sendikalaşmayı engelleyen işverenlerin adli ve idari yaptırımlarla karşılaşması sağlanacaktır.
- İş Mahkemeleri Kanunu güncellenecektir. Yargılama sürelerinin kısalması amacıyla delillerin incelenmesi, tanık dinlenmesi ve rapor hususlarında süratle hareket edilebilmesi için gerekli mekanizmalar oluşturulacaktır.
- Devlete ödeyecekleri SGK primleri ve vergilerin düşük kalması amacıyla çalışanlarına elden ödeme yapan işverenlere hapis cezası ve yüklü miktarda adli/idari para cezası uygulanacaktır.
- İş yerlerinde iş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğu kati şekilde uygulanacaktır. İşçilerin keyfi olarak İSG önlemlerine uymaması halinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshi hakkı sağlanacaktır.
- İş kazaları neticesinde ortaya çıkan geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik ödenekleri artırılacak, işverenin kusur sorumluluğuna ilişkin detaylı ve kapsayıcı düzenlemeler yapılacaktır.
- Özellikle istihdama yeni katılan genç çalışanlar için kısa çalışma, yarı zamanlı çalışma veya uzaktan çalışma modelleri teşvik edilerek işgücü piyasasına daha fazla insanın katılımı sağlanacaktır. Belli bir yaş üstündeki çalışanlar için ise tam zamanlı, güvenceli istihdam temel alınacaktır.
Sektörel Politikalar
Bugün Türkiye’de hemen her sektörde ülkenin yönetim anlayışından ve şeklinden kaynaklanan benzer sorunlar mevcuttur. İlk safhada başta kamu görevlilerinin mevzuata uygun olarak işlerini yapması, bununla birlikte vatandaşların ve tüzel kişilerin de istisnasız biçimde aynı kanunlara tabi olması ile sektörlerin ortak kümesinde yer alan sorunlar büyük oranda çözülecektir. Başka bir deyişle keyfî yönetim yerine kanun önünde eşitlik sağlanacak, böylece her sektörü boğan birçok sorun ortadan kalkacaktır. Ayrıca kamu gelirleri ile harcamalarında atılacak adımlar, alım gücünün korunmasına yönelik alınacak tedbirler ve çalışma hayatının tüm tarafları için azami fayda üretmesini sağlayacak politikalar; yine tüm sektörleri olumlu etkileyecek gelişmeleri hayata geçirecektir. Bütün bunların yanında sektörlerin kendilerine has sorunlar için de ayrıca sektördeki çalışanlar ve işverenlerle istişare edilecek, daha özelleştirilmiş politika setleri oluşturulacaktır.
Mevcut durumda Hürriyet Partisinin sektörlere özel problemler için tespit ettiği sorunlara dair çözüm önerileri ise şunlardır:
Bilgi Teknolojileri
- İnternet sitelerine erişim engeli yetkisi BTK’dan alınacaktır.
- Gerçekleştirilen her türlü üretim, tüketim ve tedarik zinciri faaliyetlerinin takibinin gerçekleştirilebilmesi ve verimliliğin geliştirilmesi için güvenilir veri kaynakları oluşturulacaktır.
- Türkiye’nin yazılım ve bilişim ihracatını artırmak amacıyla yeni vergi indirimleri, hibeler ve destek programları oluşturulacaktır. Yazılım geliştirme ve ihracat süreçlerinde bürokratik engeller azaltılacaktır.
- Türkiye’nin siber güvenlik altyapısının güçlendirilmesi amacıyla ulusal bir siber güvenlik stratejisi oluşturulacaktır. İlaveten kamu kurumlarında veri güvenliğinin sağlanması için denetim mekanizmaları oluşturulacak, böylece veri ihlallerine karşı cezai önlemler alınacaktır.
- E-Devlet sisteminin kullanım kolaylığı artırılacak ve vatandaşların tüm resmi işlemlerini çevrim içi ortamda tamamlayabileceği hale getirilecektir. Bu veçhile kamu bütçesi rahatlatılacak ve bu kaynak, KOBİ’lerin dijitalleşmesi için özel destek programlarına aktarılacaktır.
- Üniversitelerde yapay zekâ laboratuvarları kurulmasına yönelik yatırım yapılacak, bu alanda inovasyon atılımları desteklenecektir.
- Türkiye genelinde teknoparkların ve kuluçka merkezlerinin sayısı artırılarak yerel girişimcilere destek paketleri oluşturulacaktır. Özellikle Anadolu’daki üniversite şehirlerine teknopark yatırımları yapılarak, bölgesel kalkınma desteklenecek ve iş gücü göçünün önüne geçilmesi sağlanacaktır.
- Türkiye’de üretimi ve Ar-Ge’si sınırlı olan yapay zekâ, çip teknolojileri, batarya teknolojileri, gelişmiş motorlar, bulut ve quantum teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren şirketlere Ar-Ge teşvikleri verilecektir. Öte yandan suistimallerin önlenmesi için de bu şirketler şeffaf şekilde denetlenecektir.
Haberleşme
- Türkiye Varlık Fonu kontrolündeki mobil operatörler özelleştirilecektir.
- Haberleşme altyapısı şirketleri bağımsız olacak, hiçbir şekilde operatör işletme ile dikey/yatay bir ilişkisi kalmayacaktır.
- Yer altına 10 farklı firmanın kablo döşemesi mümkün olmadığından ve bu alanda her daim eksik rekabet oluştuğundan, BTK ve Rekabet Kurumu aracılığı ile sıkı bir fiyat denetimi kurgulanacaktır.
- Frekans ihale bedelleri düşük tutularak firmaların tüketiciye uygun hizmet fiyatları sunması sağlanacaktır.
- Kurulacak alt yapı işletmesinin fiber altyapı yatırımları için devlet bankalarından uzun vadeli, düşük faizli kredi desteği verilecektir.
- 5G ve akabinde 6G’ye geçiş bir an önce yapılacak ve bunun akabinde IOT alanında araştırmalara teşvik verilecektir.
- İnternet ve sosyal medyanın ne ölçüde kamusal alan olduğu tartışmaya açılacak ve bilişim hukuku alanında kapsamlı çalışmalar yapılacaktır. Bu kapsamda tüketici/seçmen manipülasyonu amacıyla kurgulanan otomasyonlara makul bir sınır getirilecektir.
- Küresel tekel durumundaki big-tech firmaların kişisel veriler üzerindeki hakimiyetini kırmaya yönelik uluslararası girişimlere destek verilecektir.
- Her türlü mecrada tüketicilerin aldatılmasına imkân veren reklam ve tanıtımlar ciddi cezai yaptırımlara uğrayacaktır.
- Mobil ve geniş bant tarifelerinde kullanıcıların kafasını karıştıracak ölçüde yeni tarife çıkışının önüne geçilecek, tarifelerin mümkün mertebe basitleştirilecek sunulması sağlanacaktır.
Enerji
- Enerji tüketimini ve kayıp oranını azaltmaya yönelik tedbirler alınacaktır. Bu doğrultuda konutlarda ısı yalıtımı ve sanayide verimliliğin artışı gibi konular önceliklendirilecektir.
- Yenilenebilir enerji sübvansiyonları ve alım garantileri artırılacak, fosil yakıt kullanımını hem otomotivde hem de diğer alanlarda azaltacak önlemler alınacak ve fosil yakıttan kaynaklanan cari açık azaltılacaktır.
- 2035’e kadar enerji üretiminde yenilenebilir enerjinin payını özellikle rüzgâr ve güneş enerjisine yapılacak teşviklerle OECD ortalamasının üzerine çıkartılması için çalışmalar yapılacaktır.
- Bireysel konutlarda ve sanayi tesislerinde güneş panelleri ve rüzgâr türbinleri gibi mikro enerji üretim sistemlerinin kurulumu teşvik edilecektir.
- Yenilenebilir enerji ekipmanlarının yerli üretimini artırmak amacıyla uluslararası teknoloji transfer anlaşmaları yapılacaktır. Türkiye’nin teknoloji geliştirme kapasitesini artırmak için özel sektör, üniversite ve kamu iş birliği desteklenecektir.
- Yenilenebilir enerji teknolojilerine yönelik inovasyon projeleri için özel fonlar oluşturulacaktır. Enerji verimliliğini artıracak depolama teknolojileri ve akıllı şebeke sistemleri gibi alanlara yatırım yapılacaktır.
- Nükleer enerji ve yenilenebilir enerji projeleri, Türkiye’nin 2053 net sıfır karbon hedefi doğrultusunda uyumlu bir şekilde yürütülecektir. Yenilenebilir enerji kaynakları ve nükleer enerji arasında denge sağlanarak karbon yoğun fosil yakıtlar kademeli olarak devreden çıkarılacaktır.
- Türkiye’nin mevcut tek nükleer santral projesi olan Akkuyu’nun çevresel etkileri ve güvenlik standartlarına ilişkin olarak, kamuoyunu düzenli bilgilendirme mekanizmaları oluşturulacaktır. Bağımsız bilim insanları ve sivil toplum kuruluşlarının denetim süreçlerine katılımı teşvik edilecektir.
- Nükleer atıkların güvenli depolanması ve bertarafına yönelik uzun vadeli bir strateji geliştirilecektir. Uluslararası standartlara uygun atık yönetim planları oluşturulacaktır.
- Türkiye’nin nükleer enerji teknolojilerinde uzmanlaşması için yerli insan kaynağı yetiştirme programları desteklenecektir. Üniversiteler ve özel sektör iş birliğiyle Ar-Ge faaliyetlerine yatırım yapılacaktır. Uzun vadede enerjide dışa bağımlılığı azaltmak, Türkiye’nin ana hedefi olacaktır.
Tarım ve Hayvancılık
- Yer altı suyu ile tarım yapılması, gerekli tasarruflu sulama altyapıları kurulduktan sonra yasaklanacaktır. Sulama barajlarından gelecek suyun verimli kullanımı adına, mümkün olan her yerde damlama sulama gibi daha tasarruflu su kullanımı sağlayan yöntemlere geçiş teşvik edilecektir.
- Özellikle mazot, gübre ve enerji gibi kritik girdilerde çiftçilere verilen destek yükseltilecek, verilen desteklerin takibinin gerçekleştirilmesi için denetim mekanizması oluşturulacak ve var olan mekanizmalar işlevsel hâle getirilecektir.
- Kooperatifler desteklenerek çiftçilerin birlikte hareket etmesi sağlanacak ve girdilerin toplu alıma tâbi tutulması sağlanacaktır. Ayrıca sezonluk ürün planlamalarında da kooperatifler üzerinden çiftçilerin organize olması teşvik edilecektir.
- Küçük ve parçalanmış tarım arazilerinin daha büyük ve verimli birimlere dönüştürülmesi için arazilerin toplu kullanımına yönelik teşvik mekanizmaları kurgulanacaktır. Bu sayede, teknolojik tarım uygulamalarının daha etkin kullanılması ve verimliliğin artırılması hedeflenecektir. Ayrıca GPS, IoT ve drone teknolojilerinin tarıma entegrasyonu ile üretim süreçleri daha etkin hale getirilecek, su ve gübre kullanımı optimize edilerek çevreye daha az zarar verilecek ve üretim maliyetleri de azaltılacaktır.
- Gıda teknolojileri, sürdürülebilir tarım ve dikey/topraksız tarım gibi yenilikçi tarımsal girişimler teşvik edilecektir.
- Tarım ürünlerinin işlenerek katma değeri yüksek gıdalara dönüştürülmesi teşvik edilecektir. İşlenmiş gıdaların ihracatında markalaşma desteği sağlanacaktır. Bu şekilde piyasada üretimi düşük ya da fiyatı yüksek ürünlere yeni talep imkanları oluşturulacaktır.
- Başta süt olmak üzere hayvancılık ürünlerine yönelik tavsiye fiyat uygulaması kaldırılacaktır. Ayrıca çiftçiden süt satın alan firmalar arasındaki tekelleşme kesin olarak engellenecektir.
- Hayvancılık sektöründeki küçük ölçekli girişimlerin birlikte hareket ederek hem uzmanlık desteğine hem de diğer modern üretim araçlarına ulaşımda ve pazarlamada daha etkin olması teşvik edilecektir.
Sanayi
- İhracat kapasitesini istenen noktaya çıkarmak için firmalar Ar-Ge konusunda bilinçlendirilecek, Ar-Ge yatırımları teşviklerle desteklenecektir.
- Yoğun deprem riski altında bulunan ve sektörel olarak ihracatın %80’ini gerçekleştiren Marmara bölgesinde sanayi yoğunluğunu azaltacak mekanizmalar hayata geçirilecektir.
- Özellikle uzay, havacılık ve savunma gibi stratejik alanlarda sübvansiyonlar devam ettirilecektir.
- Üniversite laboratuvarlarında Ar-Ge süreçlerinde kullanılabilecek ekipmanlardan gümrük vergisi alınmayacak ve gümrük prosedürleri kolaylaştırılacaktır.
- Türkiye, global pazarın ihtiyaç duyduğu çevre dostu biyoplastikler veya geri dönüştürülebilir petrokimya ürünleri gibi ileri teknoloji malzemeler ve yeni ürünler üretmeye odaklanacaktır.
- Çalışan sayısı gözetilmek suretiyle belli bir oranın üzerinde aleyhinde iş davası sonuçlanmış olan firmalar, belirli bir süre boyunca teşviklerden menedilecektir.
- Gıda sanayi alanında AB standartlarına uyumlu, şeffaf ve etkin bir denetim sistemi kurulacaktır.
- Sanayi sektörünün sürdürülebilirlik kriterlerine uyum sağlayabilmesi için devlet teşvikleri artırılacak; enerji verimliliği, su yönetimi ve atık azaltma teknolojileri teşvik edilecektir.
Lojistik
- Yük taşımacılığında karayolunun ağırlığı azaltılacak ve limanlarla sanayi merkezleri arasında inşa edilecek demiryollarının ağırlığı artırılacaktır.
- Deniz aşırı ihracat yapılan sektörlerde karşılaşılan sorunların önüne geçmek için limanlardaki kapasite ve altyapı sorunları çözüme kavuşturulacaktır.
- Lojistik ve e-ticaret sektörlerinde dijital dönüşümü hızlandırmak amacıyla, dijital projelere yatırım yapan firmalara vergi muafiyetleri ve indirimleri sağlanacaktır. Ayrıca akıllı depo teknolojileri, otonom taşıma sistemleri ve dijital izleme çözümleri gibi yenilikçi alanlarda yatırım yapan şirketlere düşük faizli kredi ve hibe destekleri sunulacaktır.
- Yapay zekâ ve blockchain teknolojileri kullanılarak gümrük süreçleri tamamen dijitalleştirilecek, böylece işlemler daha hızlı ve şeffaf bir şekilde yürütülecek, karmaşık bürokrasi ortadan kaldırılacaktır.
İnşaat
- İthal inşaat ürünleri yerine yerli inşaat ürünlerinin geliştirilmesi ve kullanılması için mevzuat çerçevesinde teşvikler verilecektir.
- İnşa süreçlerindeki zaman kayıplarını ve maliyetleri azaltabilmek için dijital dönüşümlerin kamu destekli bir şekilde piyasada kullanılması sağlanacaktır.
- İnşaat sektöründeki ara eleman ihtiyacının karşılanması ve işçilik kalitesinin artması için saha ve uygulama odaklı eğitimlerin artırıldığı bölümler kurulacaktır.
- Ev kiralamada emlakçı sadece ev sahibinden para alabilecek, kiracıların üstündeki yük azaltılacaktır.
Turizm
- Turizmde hedef turist sayısını artırmak değil, turist başına geliri artırmak olacaktır.
- Tamamı kamuya ait olan kıyılarımızın haksız işgallerden arındırılması için etkin bir politika yürütülecektir.
- Türkiye’den çok daha büyük turizm kapasitesine sahip olmasına rağmen modern dünyada neredeyse örneğine rastlanmayan Turizm Bakanlığı, tümden kapatılacaktır.
Madencilik
- Madencilik faaliyetlerinin doğuracağı uzun vadeli ekolojik maliyetlerin dışsallaştırılmasının önüne geçilecek, olası tüm çevresel zararların ihale süreçlerine dahil edilmesi sağlanacaktır.
- Hammadde ticareti yerine hammaddelerin işlenerek ticaretinin yapılmasına ve bu sayede daha yüksek katma değerli ihracat yapılabilmesine yönelik politikalar geliştirilecektir.
- Sektördeki iş güvenliği denetimi ve caydırıcı cezaları artırmak suretiyle iş kazası oranının düşürülmesine yönelik somut adımlar atılacaktır.
- Elektrikli araç ve yeşil enerji gibi yeni teknolojilere yönelik madenlerin çıkartılabilmesi için bu tür madenlere özel çalışmalar yapılacak ve teşvik verilecektir.
Finans
- Kayıt dışı para hareketlerini engellemek için nakit para dolaşımı minimumda tutularak dijital para dolaşımı teşvik edilecektir.
- Kamu bankaları büyük projelerin finansmanından çekilecek; kredi imkanlarını tabana yaymak amacıyla, kredi başına üst bir limit getirilecektir.
- Borsada kısa vadeli kazançlara stopaj vergisi getirilip uzun vadeli yatırımlara sübvansiyon verilecektir.